Tutturulmuş
gidiyor... "Memur vergi dilimi adaletsizliği nedeniyle gelir kaybına uğruyor…" Aslında öyle bir şey yok!
Verginin teorisi, tanımı ve elde ediliş gereği; “hazineden geçinmeli” kesim
olan memur, kabaca GSYH dan vergi adıyla
sağlanan gelirlerden ve diğer kamu gelirlerinden pay alır. Hani memura kızan vatandaş “MAAŞINI BEN
VERİYORUM” der ya. Belki de kim bilir o memurun maaşının 1-2 lirası da kızgın
vatandaşın ödediği vergiden geliyordur. Ama konuşmasına değmez… Zaten konuşturulmaz
da…
Devlet hazinesi, her ne kadar memurun aylık (ücret değil!) bordrosundan gelir vergisi hesaplayıp tahsil etmiş görünse de, gerçekte olan ise; tabiri caizse pantolon cebindeki paranın gömlek cebine aktarılmasıdır… Memurun tanımı ve mali hakları gereği, memur ücret değil aylık alır.
Devlet hazinesi, her ne kadar memurun aylık (ücret değil!) bordrosundan gelir vergisi hesaplayıp tahsil etmiş görünse de, gerçekte olan ise; tabiri caizse pantolon cebindeki paranın gömlek cebine aktarılmasıdır… Memurun tanımı ve mali hakları gereği, memur ücret değil aylık alır.
Bir de memur
bordrosundaki matrahın binde 8 i kadar damga
vergisi hesaplanır ki sormayın gitsin. Damga vergisinin özlü tanımı gereği; konu
belgeyi resmileştirip değerli kılmaktır. Oysa devlet işveren sıfatıyla düzenlemekle yükümlü olduğu bordro denilen belgeyi
bir kez de kendi kendine resmileştiremez. Anlamı da yoktur. Zaten resmi olan
kendisidir. Devlet resmi olmayan belge düzenleyebilir mi yâda düzenlediği kabul
edilen belgenin değerlenmesine ihtiyaç var mı? Üstelik günümüzde gerçek vergi
mükelleflerinin beyanları üzerinden hesaplanan damga vergisinden vazgeçilmesi
gündemde olduğu halde... Örneğin vergi mükellefi vatandaş tarafından mahkemeye sunulan belge örneğinin resmileşmesi için hâkim o belge örneği hakkında suret harcı ödenip
ödenmediğine bakar. Mahkeme aynı dosyayla ilgili resmi bir kurumdan belge örneği istediğinde
ise; aslı gibidir şerhi olup olmadığına bakar…
Aynı
zamanda Asgari Geçim İndirimi(AGİ-eski adıyla vergi iadesi) diye bir konu var
ki; o da vergi istisnasının adıdır. Yani “MEMUR’DA
VERGİ İSTİSNASINDAN YARARLANIR”… AGİ, bordroda gelir vergisi matrahını
oluşturan kalemler ( taban aylık + gösterge aylığı + ek gösterge aylığı…)
toplamından gelir vergisi hesaplandığında, takvim yılının ortalama 8 ayında
ödenecek gelir vergisini mahsup eden bir fonksiyona sahiptir. Dolayısıyla takvim
yılının 8 ayında gelir vergisi hesaplansa da vergiden istisna edilmiş olur. Son
dört ayında da, vergi matrahının artması ve toplusözleşmeyle yılın ikinci
diliminde aylığa yapılan zam; gelir vergisi dilimi artışı nedeniyle AG’nin mahsubundan
geriye kalan miktar, yani gelir vergisi olarak geri alınmış olur. Memurlarda bu duruma kısaca “VERGİ
NEDENİYLE MAAŞ DÜŞÜYOR” der. Toplamda da takvim yılı içerisinde ele geçen net
gelire oranla, vergi denilen şey kayda değer bir miktar olmaz.
Yukarıda
da anlatıldığı üzere; zaten gerçekte gelir vergisi ödemeyen memur, kaydi
işlemlerle de olsa ele geçen net gelirine oranla, takvim yılı içerisinde doğrudan
ödediği söylenen gelir vergisinin miktarı da günümüz şartlarında 600 ila 800 TL
gibi sembolik bir miktardır. Ona da gelir azalması yerine vergi denirse tabi…
Yoksulluk
sınırının altında aylık net geliri olan bir memur, gelirinin tamamını harcama
yoluyla tüketir. Haliyle harcama yaptığı tüketim kalemlerinin içerisine gömülü
(narkozlu vergi) KDV ÖTV ve diğer dolaylı vergileri tüketici kimliği ile
yüklenmiş olur. Harcanan gelirin de
tamamının vergiden oluştuğu hatırlanacak olursa, vergiden oluşan gelirle fiyatı
vergi yüküyle artmış olan mal yâda hizmeti satın almış olur. Toplamda ise; tamamı tüketilmek üzere
alınmış olan mal yâda hizmetin miktarı azalmış olur. Bu duruma da memurlar, “DOLAYLI VERGİLER ALTINDA EZİLİYORUZ” der… Yoksulluk
sınırının altındaki memur aylığının tamamının temel ihtiyaçlara (gıda giyim
eğitim KDV%1, ulaşım%8,enerji iletişim KDV%18) harcandığını kabul ettiğimizde
ise; yine toplamda yıllık net gelire oranla düşük miktarlı 2000 ila 3000 TL dolaylı
vergi ödenmiş olur.
Sonuç olarak zaten gerçekte vergi
yükümlüsü olmayan memurun temel sorunu; "GELİRİNİ TEMİN ETTİĞİ GERÇEK
VERGİLERDEN OLUŞAN KAMU BÜTÇESİNİN, KÜÇÜK OLMASI ve BÜTÇE HARCAMA
KALEMLERİNDEKİ MİKTAR DAĞILIMLARINDAKİ SİYASİ TERCİHLER NEDENİYLE GELİRİNİN AZ OLMASIDIR" Varsayalım
ki memur vergi mükellefi. Gelirine oranla “vergi yükünden kaynaklı” sorunu,
toplumun diğer gerçek vergi yükü üstlenen kesimlerinin yanında kayda değer değildir. Aksine avantajları
vardır.
(NOT:
Örnek Hesaplama Detayları yazıya dâhil edilmemiştir.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder