5 Haziran 2020 Cuma

MEMURUN VERGİ YÜKÜ...!

          

   Tutturulmuş gidiyor... "Memur vergi dilimi adaletsizliği nedeniyle gelir kaybına uğruyor…" Aslında öyle bir şey yok! Verginin teorisi, tanımı ve elde ediliş gereği; “hazineden geçinmeli” kesim olan memur,  kabaca GSYH dan vergi adıyla sağlanan gelirlerden ve diğer kamu gelirlerinden pay alır. Hani memura kızan vatandaş “MAAŞINI BEN VERİYORUM” der ya. Belki de kim bilir o memurun maaşının 1-2 lirası da kızgın vatandaşın ödediği vergiden geliyordur. Ama konuşmasına değmez… Zaten konuşturulmaz da…

   Devlet hazinesi, her ne kadar memurun aylık (ücret değil!) bordrosundan gelir vergisi hesaplayıp tahsil etmiş görünse de, gerçekte olan ise; tabiri caizse pantolon cebindeki paranın gömlek cebine aktarılmasıdır… Memurun tanımı ve mali hakları gereği, memur ücret değil aylık alır.

   Bir de memur bordrosundaki matrahın binde 8 i kadar damga vergisi hesaplanır ki sormayın gitsin. Damga vergisinin özlü tanımı gereği; konu belgeyi resmileştirip değerli kılmaktır. Oysa devlet işveren sıfatıyla düzenlemekle yükümlü olduğu bordro denilen belgeyi bir kez de kendi kendine resmileştiremez. Anlamı da yoktur. Zaten resmi olan kendisidir. Devlet resmi olmayan belge düzenleyebilir mi yâda düzenlediği kabul edilen belgenin değerlenmesine ihtiyaç var mı? Üstelik günümüzde gerçek vergi mükelleflerinin beyanları üzerinden hesaplanan damga vergisinden vazgeçilmesi gündemde olduğu halde... Örneğin vergi mükellefi vatandaş tarafından mahkemeye sunulan belge örneğinin resmileşmesi için hâkim o belge örneği hakkında suret harcı ödenip ödenmediğine bakar. Mahkeme aynı dosyayla ilgili resmi bir kurumdan belge örneği istediğinde ise; aslı gibidir şerhi olup olmadığına bakar…

   Aynı zamanda Asgari Geçim İndirimi(AGİ-eski adıyla vergi iadesi) diye bir konu var ki; o da vergi istisnasının adıdır. Yani “MEMUR’DA VERGİ İSTİSNASINDAN YARARLANIR”… AGİ, bordroda gelir vergisi matrahını oluşturan kalemler ( taban aylık + gösterge aylığı + ek gösterge aylığı…) toplamından gelir vergisi hesaplandığında, takvim yılının ortalama 8 ayında ödenecek gelir vergisini mahsup eden bir fonksiyona sahiptir. Dolayısıyla takvim yılının 8 ayında gelir vergisi hesaplansa da vergiden istisna edilmiş olur. Son dört ayında da, vergi matrahının artması ve toplusözleşmeyle yılın ikinci diliminde aylığa yapılan zam; gelir vergisi dilimi artışı nedeniyle AG’nin mahsubundan geriye kalan miktar, yani gelir vergisi olarak geri alınmış olur. Memurlarda bu duruma kısaca “VERGİ NEDENİYLE MAAŞ DÜŞÜYOR” der. Toplamda da takvim yılı içerisinde ele geçen net gelire oranla, vergi denilen şey kayda değer bir miktar olmaz.

   Yukarıda da anlatıldığı üzere; zaten gerçekte gelir vergisi ödemeyen memur, kaydi işlemlerle de olsa ele geçen net gelirine oranla, takvim yılı içerisinde doğrudan ödediği söylenen gelir vergisinin miktarı da günümüz şartlarında 600 ila 800 TL gibi sembolik bir miktardır. Ona da gelir azalması yerine vergi denirse tabi…

   Yoksulluk sınırının altında aylık net geliri olan bir memur, gelirinin tamamını harcama yoluyla tüketir. Haliyle harcama yaptığı tüketim kalemlerinin içerisine gömülü (narkozlu vergi) KDV ÖTV ve diğer dolaylı vergileri tüketici kimliği ile yüklenmiş olur. Harcanan gelirin de tamamının vergiden oluştuğu hatırlanacak olursa, vergiden oluşan gelirle fiyatı vergi yüküyle artmış olan mal yâda hizmeti satın almış olur. Toplamda ise; tamamı tüketilmek üzere alınmış olan mal yâda hizmetin miktarı azalmış olur. Bu duruma  da memurlar, “DOLAYLI VERGİLER ALTINDA EZİLİYORUZ” der… Yoksulluk sınırının altındaki memur aylığının tamamının temel ihtiyaçlara (gıda giyim eğitim KDV%1, ulaşım%8,enerji iletişim KDV%18) harcandığını kabul ettiğimizde ise; yine toplamda yıllık net gelire oranla düşük miktarlı 2000 ila 3000 TL dolaylı vergi ödenmiş olur.

   Sonuç olarak zaten gerçekte vergi yükümlüsü olmayan memurun temel sorunu; "GELİRİNİ TEMİN ETTİĞİ GERÇEK VERGİLERDEN OLUŞAN KAMU BÜTÇESİNİN, KÜÇÜK OLMASI ve BÜTÇE HARCAMA KALEMLERİNDEKİ MİKTAR DAĞILIMLARINDAKİ SİYASİ TERCİHLER NEDENİYLE GELİRİNİN AZ OLMASIDIR" Varsayalım ki memur vergi mükellefi. Gelirine oranla “vergi yükünden kaynaklı” sorunu, toplumun diğer gerçek vergi yükü üstlenen kesimlerinin yanında kayda değer değildir. Aksine avantajları vardır. 


(NOT: Örnek Hesaplama Detayları yazıya dâhil edilmemiştir.)           

Hiç yorum yok: